Aşağı Mezopotamya’nın Larsa Krallığı’nda (MÖ 2025-1763) Devlet, Tapınak, Sulama Kanalları, Düzen ve Adalet Kavrayışı

Author :  

Year-Number: 2026-39 ( Haziran)
Language : Türkçe
Subject : İktisat Tarihi
Number of pages: 1-40
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Mezopotamya uygarlığı MÖ 3300-2334 arasında kent-devletler altında örgütlendi. MÖ 2334-2004 arasında ise, yazı dilleri Akkadça ve Sümerce olan Akkad ve III. Ur adlı iki bölgesel devlet kuruldu. III. Ur Krallığı yıkılınca Aşağı Mezopotamya (Sümer ve Akkad ülkeleri) yine parçalı siyasal yapıya teslim oldu. İsin-Larsa Dönemi (MÖ 2117-1763) olarak adlandırılan geçiş sürecinin hanedanlarını Suriye’den Aşağı Mezopotamya’ya gelmiş Amor ya da Martu denen göçebe halkların önderleri kurdular. Martu kökenli seçkinler, başına geçtikleri devletlerin kayıtlarının kendi dilleri Amorca yerine Sümer ve Akkad dillerinde tutulmasını sağladılar. Diller gibi, İsin ve Larsa krallıklarından önce cari olan siyasal ideoloji de III. Ur’un yıkılışından sonra varlığını sürdürdü. Makale, bu sürekliliği ortaya koyabilmek için Larsa krallarının yıl adlarını (anılan yılların en önemli olaylarını) ve anıtsal mimaride, taşınır objelerde ve tabletlerde kendilerini gösteren kraliyet kayıtlarından yararlanacaktır. Bunlar, Larsa Krallığı ile onun modeli olan III. Ur Krallığı’nın siyaset kavrayışlarının çok benzer olduklarını kanıtlıyor. Buna göre devletin birinci görevi düzeni ve adaleti sağlamaktı; kutsal ile siyasal arasında kurulan bağ aynen sürüyordu. Meşruiyetini kutsaldan alan kral, tapınakları onarmak ve genişletmekle yükümlüydü. Siyasal-toplumsal kurumlar ile meslekler (toplumsal işbölümü ve uzmanlaşma) hala tanrıların insanlara armağanı olarak görülüyor; bu sayede devletin göksel, ebedi ve tarih-üstü olduğu iddia ediliyordu. Doğal (verili) kabul edilen toplumsal eşitsizlik yeniden-dağıtım ekonomisiyle yumuşatılmaya çalışıldığı için devlet sulama kanalları açarak refahı artırmak ve taşkının yıkıcı etkilerini azaltmak zorundaydı. Kentlerin güvenliği için sur inşa etmek de krala düşen bir ödevdi. Devletin meşruiyeti tanrılar kadar halktan kaynaklanıyordu; “çoban”, “baba” ve “çiftçi” olarak tanımlanan kral, yoksulu-borçluyu-yetimi-dulu korumakla yükümlü kılınmıştı.

Keywords

Abstract

The Mesopotamian civilization was organized under city-states between 3300 and 2334 BCE. Between 2334 and 2004 BCE, two regional states united the cities: Akkad and Ur III, whose written languages were Akkadian and Sumerian. When the Ur III Kingdom collapsed, Lower Mesopotamia (the Land of Sumer and Akkad) once again fell into a fragmented political structure. The dynasties of the transition period, known as the Isin-Larsa Period (2117-1763 BCE), were founded by the leaders of nomadic peoples called the Amorites or Martu who had come to Lower Mesopotamia from Syria. The Martu-origin elites ensured that the records of the states they ruled were kept in the Sumerian and Akkadian rather than their own language, Amorite. Like the languages, the political ideology that prevailed before the Isin and Larsa kingdoms continued to exist after the fall of Ur III. The article will draw upon the year names of the kings of Larsa and royal records to demonstrate this continuity. These prove that the political concepts of the Kingdom of Larsa and its model, the Third Dynasty of Ur, were very similar. Accordingly, the state's primary duty was to ensure order and justice; the connection established between the sacred and the political continued unabated. The king, whose legitimacy derived from the sacred, was responsible for repairing and expanding temples. Political-social institutions and professions (social division of labor and specialization) were still seen as gifts from the gods to humans; thus, the state was claimed to be a heavenly, eternal, and supra-historical institution. Since natural (given) social inequality was attempted to be mitigated through a redistributive economy, kings had to increase prosperity and reduce the destructive effects of floods by digging irrigation canals. Building walls for the security of cities was also one of the duties of kings. The legitimacy of the state derived from the people as much as from the gods; kings, defined as “shepherds,” “fathers,” and “farmers,” had to be able to protect the poor, the indebted, the orphans, and the widows in order for their power to be permanent.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics